"A moment of realization is worth a thousand prayers"

20170623

Yirmi Sekizinci Mektup: Filler ve Benler




                                                                                                                      21.06.2017 /14:30 - Çeşme


Hafızama güvenmediğimi daha önce söylemiştim. Günlük yazmak çok önemliydi bu yüzden, fakat yine de yazmadım. Hayatımın her bir anı kayıp giderken hiçbirini kayda almadım; çünkü artık kayıt altına almak mantıklı gelmiyor. Yaşadığım her bir şey sinir ağımda yarattığı değişiklik sayesinde sonsuza kadar var oluyor, yeni yeni anlıyorum. Bugün yaşadığım her saniye, yarın yepyeni bir birey olarak yaşamama sebep oluyor. Kâğıda yazamadığım, hafızamın derinlere atıp bulamadığı ve çürüttüğü her anı ilmek ilmek ruhuma işlenmiş oluyor böylece.

"Los Elefantes" - Salvador Dali, 1948




Sevgili okuyucu

Bundan yirmi dört saat sonra aynada bambaşka bir yaratık olacak. Bu sabah tanıştığım yüzü unutturacak cinsten bir yaratık. Önce baştan aşağı süzeceğim, sonra fal taşı gibi açılacak gözlerim, varlığını reddedeceğim. Sonra aynaya bakmayı da reddedeceğim, kabul etmeyeceğim kendimi.
Kafamdaki benliğin gerçek olduğuna inandıracağım kendimi. 

Sonra sokağa çıkacağım, kafamdaki benliği ortaya koymak için. Bedenim sanki benim değilmişcesine savrulacak. Bir başka dil konuşacak. Aynaya gömdüğüm yaratık bir anda can bulacak. Kabul edeceğim, istemeyerek. Alışacağım sonra. Yükünden kurtulmuş bir hamal gibi yavaşça yukarı kalkıp dimdik yürüyeceğim. Bir anda etrafımda olan biteni fark edip, akıp giden yaşamın bir parçası olduğumu hissedeceğim. Aynalara koşacağım sonra, teşekkür edeceğim kendime. Kendimi seveceğim sonra, dünya üstünde daha önemli bir yaratık olmayacak.

Sonra yağmur yağacak, biri gelecek, biri gidecek, güneş doğacak, karşıdan karşıya dalgınca geçerken bir arabanın kornası bütün bedenimi sarsacak, birinin çığlığı yırtacak kulak zarımı, kollarımda biri nefes almaya çalışacak, biri sarılıp ne kadar sevdiğini fısıldayacak kulağıma, bir şeyler ters gidecek bir şeyler öyle dümdüz, biri ölmeye kalkıp öylece peri tozu olacak, biri otobüste yanıma oturup başından geçenleri anlatıp sessizce uzaklaşacak. Birileri, bir şeyler…  Birileri ve bir şeyler olacak.

Sonra uyuyup uyanacağım. Her şey başa dönecek, her gün her şey başa dönecek. Reddet, kabul et. Reddet, kabul et, alış. Sonra bir sabah, sonra bir sabah kendimden vazgeçeceğim. Aynaları parçalara ayırırken biriktirdiğim tüm benlikleri un ufak edeceğim. Birileri yok olacak. Bir şeyler olmayacak.

İşte o an, o an ilk kez nefes alacağım sayın okuyucu ve sonsuza dek yaşayacağım.

Ölmemek üzere…


No comments: